KUVVA Hareketi Kuruluş Bildirgesi ve İlkeleri

— Bir İhtiyacın Adı: KUVVA

Türkiye’nin millî kuvvasını yeniden inşa etmek

Türkiye, büyük bir milletin, büyük bir tarihî birikim üzerine, büyük bir mücadele neticesinde kurduğu Cumhuriyetin adıdır.

Bu ülkenin insan kaynağı, coğrafyası, tarihî tecrübesi, kültürel birikimi ve stratejik konumu; Türkiye’ye sıradan bir devlet olmanın ötesinde bir imkân sunmaktadır.

Ancak büyük imkânlar, kendiliğinden büyük sonuçlar doğurmaz.

Bir milletin potansiyelini gerçek bir güce dönüştürebilmesi; yetişmiş insanlara, akılcı harekete, liyakatli kadrolara, üretime, millî şuur ve ortak bir istikamete ihtiyaç duyar.

Bugün Türkiye’nin temel meselesi yalnızca kötü yönetilmesi ya da her gün yaşanan, aklın ve sabrın sınırlarını zorlayan badireler değildir. Daha derindeki mesele; sahip olduğumuz yetişmiş ve fedakâr insan kapasitesini ortak bir amaç doğrultusunda birleştiremememizdir.

Bir tarafta büyük bir yığın vardır; diğer tarafta ülkenin ve milletin meselelerine kafa yoran, alanlarında yetişmiş, liyakatli ve itibarlı insanlar vardır. Fakat bu insanlar çoğu zaman birbirlerinden kopuk, dağınık ve kendi çevreleri içerisinde kalmaktadır.

KUVVA, işte bu dağınıklığa karşı ortaya çıkmaktadır.

KUVVA’nın amacı yeni bir kalabalık oluşturmak değil, dağınık hâlde bulunan millî kapasiteyi ortak bir fikir, sorumluluk ve eylem zemininde buluşturmaktır.

I. KUVVA NEDİR?

KUVVA; Türk milletinin varlığını ve birliğini, Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını ve Cumhuriyetin kurucu esaslarını merkeze alan; milliyetçi bir fikrî zeminde, akıl, bilim, liyakat ve sağlam karakteri esas alan bağımsız bir fikir, kadro ve kamuoyu hareketidir.

KUVVA klasik bir teşkilat değildir.

Katı bir emir-komuta zincirine bağlı hareket etmez.

İnsanları tek tip düşünmeye zorlamaz.

KUVVA’nın içerisinde farklı mesleklerden, farklı tecrübelerden, farklı sosyal çevrelerden insanlar bulunabilir.

Bir KUVVA mensubu aynı zamanda hareketin ilke ve değerleriyle tezatlık içermediği sürece başka bir derneğin, meslek kuruluşunun veya siyasi bir yapının içerisinde bulunabilir.

KUVVA bir çatı harekettir.

Bu nedenle KUVVA’nın gücü nicelikten değil, mensuplarının niteliğinden ve oluşturdukları ortak değerler manzumesinden gelir.

KUVVA bir ekosistem yaratmayı hedefler.

KUVVA yalnızca mensuplardan oluşan bir yapı değildir. Mensuplarının bilgi, tecrübe, itibar, yetenek ve imkânlarını birbirleriyle buluşturarak yeni fikirlerin, ilişkilerin, yayınların, araştırmaların, eğitimlerin ve girişimlerin doğmasını sağlayan bir ekosistemdir.

II. KUVVA’ya NEDEN İHTİYAÇ VARDIR?

Türkiye’de kendisini milliyetçi, cumhuriyetçi, Türkçü, Atatürkçü veya ulusalcı olarak tanımlayan çok sayıda insan ve yapı bulunmaktadır. Bunların içerisinde değerli insanlar, ciddi fikirler ve samimi mücadeleler verenler de vardır. Ancak mevcut yapıların bir kısmı ya geniş kitlelere ulaşabilmek uğruna fikrî niteliğini zayıflatmakta ya da çeşitli sebeplerle kendi çevresinin dışına çıkamamaktadır.

KUVVA bu iki uç arasında başka bir yol önerir:

Nitelikli kadro hareketi

Kalabalık olmak yerine nitelikli olmak.

Gürültü çıkarmak yerine etki etmek.

Gündemi takip etmek yerine gündem oluşturmak.

Eleştirmek yerine çözüm üretmek.

Geçmişle övünmek yerine geleceği inşa etmek

KUVVA’nın varlık sebebi budur.

III. KUVVA’nın FİKRÎ OMURGASI

KUVVA’nın fikrî omurgasını üç temel kavram oluşturur:

Cumhuriyet

KUVVA, Türkiye Cumhuriyeti’nin millî egemenlik esasına dayanan yapısını vazgeçilmez kabul eder. Devletin sahibi herhangi bir kişi, aile, zümre, hizip veya siyasi yapı değil, Türk milletidir. Cumhuriyet de yalnızca bir yönetim biçimi değil; Atatürk’ün Türk Gençliğine emanetidir.

Bu nedenle KUVVA, millî egemenliğe dayanan Cumhuriyet düzenini savunmayı temel bir sorumluluk kabul eder. Cumhuriyetin kurumlarının çürütülmesini reddeder. Hiçbir makam, kişi veya siyasi oluşum kendisini millet iradesinin üzerinde göremez.

Atatürkçülük

KUVVA, Atatürkçülüğü bir sembolizme veya nostaljiye sıkıştırmaz. Atatürkçülük; Cumhuriyetin kuruluşundaki bağımsızlık iradesini, millî egemenlik anlayışını, akıl ve bilime verilen önemi, çağdaşlaşma hedefini ve devlet kurma iradesini anlamak ve çağın gerekleri içerisinde geliştirmektir.

KUVVA için Atatürk’ü anlamak, yalnızca geçmişte yaptıklarını hatırlamak değil, onun kendi döneminde karşılaştığı sorunlara hangi akıl, yöntem ve ilkelerle yaklaştığını kavramak ve bu yaklaşımı çağımızın meselelerine uygulayabilmektir. Kurucu değerleri korumak kadar, onları geleceğe geliştirerek taşıyabilmek de bir sorumluluktur.

Yurtseverlik

KUVVA için yurtseverlik basmakalıp bir slogan değil, yurduna ve milletine karşı sorumluluk taşıma, bu sorumluluğun gerektirdiği fedakârlığı gösterme ve ülkenin geleceğine katkıda bulunma iradesidir. Türk milletinin tarihî, kültürel ve millî varlığını; bağımsızlığını, dilini, Türklük şuurunu ve gelecekteki kudretini yükseltme idealidir.

Bu nedenle KUVVA’nın yurtseverliği; Daha iyi eğitim, daha güçlü bilim, daha ileri teknoloji, daha yüksek üretim, daha sağlam bir hukuk düzeni ve daha yüksek bir medeniyet seviyesi hedefini de içerir.

KUVVA’NIN FİKRÎ BÜTÜNLÜĞÜ

KUVVA açısından Cumhuriyet, Atatürkçülük ve yurtseverlik birbirinden kopuk kavramlar değildir.

Cumhuriyet bize hangi devlet ve millet düzenini savunduğumuzu,

Atatürkçülük bu düzeni hangi fikir ve yöntemlerle geliştireceğimizi,

Yurtseverlik ise bu düzen ve millet karşısında hangi sorumluluğu taşıdığımızı gösterir.

Bu nedenle KUVVA’nın fikrî aidiyeti yalnızca bir kimlik beyanından ibaret değildir.

KUVVA’ya mensup olmak; Türk milletinin ve Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceğine karşı sorumluluk üstlenmeyi, Cumhuriyetin kurucu değerlerine sahip çıkmayı, aklı ve bilimi rehber edinmeyi ve ülkenin millî kapasitesini yükseltmek için çalışmayı kabul etmektir.

IV. MİLLÎ KUVVA İNŞA ETMEK

KUVVA’nın adında taşıdığı temel kavram budur. Bir milletin gerçek gücü yalnızca askerî kuvvetinden gelmez. İyi yetişmiş insanları, bağımsız ve güçlü ekonomisi, bilim ve teknoloji kapasitesi, adalet kurumunun çalışması, kültürü, eğitimi, üretimi, savunması, toplumsal dayanışma, örgütlenme ve işbirliği kapasitesi birlikte o milletin kuvvetini oluşturur.

Bu nedenle KUVVA’nın temel hedefi:

Türkiye’nin millî kuvvasını yükseltmektir.

Bir milletin sahip olduğu potansiyelin gerçek kuvvete dönüşmesi, bu potansiyeli oluşturan insanlarının birbirine bağlanabilmesine bağlıdır.

KUVVA’nın işi yalnızca nitelikli insanları bulmak değil, onları birbirlerinin kapasitesini artırabilecekleri bir sistem içerisinde buluşturmaktır.

V. KUVVA BİR EKOSİSTEMDİR

KUVVA yalnızca kendisine mensup insanlardan oluşan bir yapı değildir. KUVVA; farklı alanlarda yetişmiş, farklı mesleklere ve tecrübelere sahip insanların sahip oldukları sermayeyi ortak bir istikamette bir araya getirerek ortak bir kapasite oluşturmayı amaçlayan bir ekosistemdir.

KUVVA açısından sermaye yalnızca maddi kaynaklardan ibaret değildir. Bir insanın zamanı, bilgisi, tecrübesi, emeği, yeteneği, itibarı, çevresi, ilişkileri ve sahip olduğu imkânlar da birer sermayedir. KUVVA, bu farklı sermaye biçimlerinin bir araya gelerek birbirini güçlendirmesini ve Türkiye’nin millî kuvvetine dönüşmesini amaçlar.

Bu nedenle KUVVA’da insanları yalnızca bir araya getirmek yeterli değildir. Esas amaç, insanları birbirine bağlamak, birlikte üretebilecekleri ve ortaya çıkan üretimi yeni bir kapasiteye dönüştürebilecekleri bir ortam yaratmaktır.

KUVVA’nın ekosistem anlayışı üç temel aşamada gelişir:

Birinci aşama: KUVVA mensubu KUVVA’ya yatırım yapar.

Zamanını, bilgisini, emeğini, tecrübesini, itibarını, çevresini ve imkânlarını hareketin ilke ve ortak hedefleri doğrultusunda kullanır.

İkinci aşama: KUVVA mensupları birbirine bağlar.

Farklı alanlarda bulunan insanların birbirlerinin bilgi, yetenek, tecrübe ve imkânlarından faydalanabileceği ilişkiler kurulmasını sağlar.

Üçüncü aşama: Ekosistem kendi kapasitesini üretmeye başlar.

Birlikte yapılan çalışmalar; yeni fikirlerin, yayınların, araştırmaların, eğitimlerin, projelerin ve girişimlerin ortaya çıkmasını sağlar. Bu üretim yeni insanları, yeni bağlantıları ve yeni imkânları KUVVA’nın çevresine taşır.

Böylece KUVVA’nın büyümesi yalnızca mensup sayısının artması anlamına gelmez. Asıl büyüme; daha fazla bilgi üreten, daha fazla insanı birbirine bağlayan, daha fazla değer oluşturan ve Türkiye’nin meseleleri üzerinde daha fazla etki meydana getiren bir kuvvetin ortaya çıkmasıdır.

VI. KUVVACI KİMDİR?

KUVVA’ya yakın olmak ile KUVVACI olmak aynı şey değildir. KUVVA’nın fikirlerini benimseyen herkes bu hareketin çevresinde yer alabilir; kimi sempatizan, kimi gönüllü, kimi aday üye olabilir. Ancak KUVVACI olmak yalnızca bir fikre bağlılık göstermek değil, o fikrin gerektirdiği sorumluluğu taşıyabilecek temsil kabiliyetine sahip olmak demektir.

KUVVACI; sahip olduğu bilgi, itibar, istidat ve ehliyet ölçüsünde daha fazla sorumluluk alan; sahip olduğu imkânları kendi kişisel menfaatinin ötesinde, milletinin yararına kullanmayı görev bilen kişidir.

KUVVACI, kendisini başkalarından üstün gören kişi değildir. Sahip olduğu niteliklerin kendisine daha fazla sorumluluk yüklediğinin farkında olan kişidir. KUVVA’da olmak bir ayrıcalık değil, daha fazla sorumluluk anlamına gelir.

İNANÇ

KUVVACI, KUVVA’nın dayandığı fikrî esaslara samimiyetle inanır. Cumhuriyetin, millî egemenliğin, Türk milletinin bağımsızlığının ve Cumhuriyet kazanımlarının başat olduğu bir gelecek idealinin yalnızca savunulacak fikirler değil, uğrunda sorumluluk alınacak değerler olduğunun bilincindedir.

İnancı sloganlardan ve anlık heyecanlardan değil, şuurdan, iradeden ve süreklilikten beslenir.

AKIL

KUVVACI, inandığı değerleri aklın ve muhakemenin süzgecinden geçirmekten çekinmez. Duygularını aklının yerine koymaz; kalabalığın kanaatini hakikatin ölçüsü olarak kabul etmez. Yanlış olduğunu gördüğü fikrini değiştirebilecek kadar özgüvenli, doğru olduğuna inandığı fikri savunabilecek kadar cesurdur.

KUVVACI için cesaret, düşünmeden hareket etmek değil; düşündükten sonra inandığı değerler uğruna sorumluluk almaktır.

İSTİDAT

KUVVACI, sahip olduğu kabiliyetlerin farkındadır ve bunları geliştirmeyi bir sorumluluk olarak görür. Kimi düşünür, kimi yazar, kimi araştırır, kimi öğretir, kimi üretir, kimi insanları birbirine bağlar, kimi yönetir. Her insanın farklı bir istidadı vardır.

Ancak istidat tek başına yeterli değildir. KUVVACI, sahip olduğu kabiliyeti geliştiren ve onu faydaya dönüştüren kişidir.

EHLİYET

KUVVACI, üstlendiği sorumluluğun gerektirdiği bilgi, tecrübe ve yeterliliğe sahip olmaya çalışır. Bilmediği konuda biliyormuş gibi davranmaz. Yetersiz olduğu yerde öğrenmeyi ve kendisini geliştirmeyi bilir. Bir görevi istemek ile o görevi yapmaya ehil olmak arasındaki farkın bilincindedir.

KUVVA’da görev, arzudan önce ehliyete; makamdan önce sorumluluğa dayanır.

KARAKTER

KUVVACI’nın sahip olduğu bilgi, yetenek ve itibar ancak sağlam bir karakterle anlam kazanır. KUVVACI güvenilir, dürüst ve ölçülüdür. Verdiği sözün arkasında durur. Sahip olduğu konumu, bilgisini veya KUVVA’nın kendisine sağladığı imkânları kişisel çıkarı için kullanmaz.

KUVVACI’nın karakteri, KUVVA’nın toplumdaki itibarının temelidir.

İTİBAR

Toplumda kazanılmış itibar tek başına bir erdem değildir. Bir insanın mesleği, bilgisi, tecrübesi, çevresi ve toplumdaki güvenilirliği ona belirli bir etki alanı sağlar. KUVVACI bu etki alanını kişisel menfaat için değil, milletine karşı sorumluluk için kullanır.

İRADE VE SORUMLULUK

KUVVACI yalnızca bilen, inanan veya yetenekli olan kişi değildir. Bildiğini, inandığını ve yapabileceğini eyleme dönüştüren kişidir. Sahip olduğu bilgi arttıkça sorumluluğunun, sahip olduğu imkân arttıkça katkısının, sahip olduğu itibar arttıkça taşıdığı yükün artması gerektiğini kabul eder.

Bu nedenle KUVVACI:

“Ben KUVVA’dan ne alabilirim?” sorusundan önce, “Ben KUVVA’ya ne katabilirim?” diye sorar.

KUVVA’nın amacı yalnızca aynı fikirdeki insanları bir araya getirmek değildir. Nitelikli insanların sahip oldukları bilgi, istidat, ehliyet, itibar ve imkânları sorumluluğa dönüştürerek ortak bir millî kuvvet meydana getirmektir.

VII. KUVVA’YA KATILIM VE KADROLAŞMA

KUVVA, geniş kitlelere ulaşmayı kendi başına bir başarı ölçüsü olarak kabul etmez. KUVVA’nın temel amacı, nitelikli insanları doğru sorumluluk düzeyinde bir araya getirerek kalıcı bir kadro ve etki kapasitesi oluşturmaktır. Bu nedenle KUVVA’ya katılım, yalnızca bir üyelik işlemi değil; kişinin hareket içerisindeki katkısının, sorumluluğunun ve güvenilirliğinin zaman içerisinde ortaya çıkması esasına dayanır.

KUVVA’nın çevresinde bulunan herkes aynı sorumluluğu taşımak zorunda değildir. Kimi yalnızca fikirleri destekler, kimi zamanını ve emeğini ortaya koyar, kimi belirli çalışmalara katkı sağlar, kimi ise hareketin fikrî ve kurumsal sorumluluğunu üstlenir.

Bu doğrultuda KUVVA’nın katılım yapısı beş halkadan oluşur:

Kamuoyu

KUVVA’nın fikir ve çalışmalarını takip eden, hareketin temel amaçlarına sempati duyan ve toplum içerisindeki geniş çevreyi ifade eder. Kamuoyunda yer almak için KUVVA mensubu olmak gerekmez.

Sempatizan

KUVVA’nın fikrî esaslarını benimseyen ve hareketin çalışmalarını destekleyen kişidir. Sempatizanlık, KUVVA ile fikir düzeyinde kurulan ilk bağdır.

Gönüllü

KUVVA’nın çalışmalarına zamanını, emeğini, bilgisini veya imkânlarını kullanarak fiilen katkı sunan kişidir. Gönüllülük, fikrî yakınlığın somut katkıya dönüşmesidir.

Aday Üye

KUVVA’nın temel ilkelerini benimsemiş, belirli bir süre boyunca çalışmalara düzenli katkı sunmuş ve hareket içerisinde daha fazla sorumluluk üstlenebilecek nitelikte olduğu değerlendirilen kişidir. Aday üyelik, asil üyeliğe geçişten önce karşılıklı güven ve ehliyetin sınandığı dönemdir.

Asil Üye

KUVVA’nın fikrî, ahlaki ve kurumsal sorumluluğunu taşıyan kişidir. Asil üyelik bir ayrıcalık veya sosyal statü değil, daha fazla sorumluluk üstlenme yükümlülüğüdür.

KUVVA’da asil üyelik talep edilerek elde edilen bir statü olarak görülmez. Asil üyeler tarafından önerilen kişiler; karakter, inanç, bilgi, istidat, ehliyet, itibar, güvenilirlik ve KUVVA’ya katkı kapasitesi bakımından değerlendirilerek davet edilir.

Bir kişinin toplumdaki mesleki veya sosyal itibarı tek başına KUVVA’ya kabul edilmesi için yeterli değildir. Aynı şekilde bir kişinin KUVVA’ya olan samimi bağlılığı da tek başına asil üyelik için yeterli değildir. KUVVA’nın aradığı şey, inanç ile ehliyetin, istidat ile karakterin ve imkân ile sorumluluğun bir arada bulunmasıdır.

KUVVA’nın kadrolaşma anlayışı insanları tek tip hâle getirmek üzerine kurulmaz. Farklı mesleklerden, farklı tecrübelerden ve farklı uzmanlık alanlarından insanların kendi niteliklerini koruyarak ortak bir fikrî zeminde buluşması esastır.

Bu nedenle KUVVA’da kadrolaşma, yalnızca insan sayısını artırmak anlamına gelmez. Asıl amaç; doğru insanı doğru yerde konumlandırmak, sahip olduğu sermayeyi ortaya çıkarmasını sağlamak ve farklı insanların birbirlerinin kapasitesini artırabileceği bir yapı oluşturmaktır.

KUVVA’da üyelik bir hak kazanma biçimi değil, sorumluluk üstlenme sürecidir. Asil üyelik ise bir ayrıcalık değil, daha fazla sorumluluğu taşıyabilecek ehliyete sahip olduğunun kabulüdür.

VIII. KUVVA NASIL ÇALIŞIR VE KAMUOYU OLUŞTURUR?

KUVVA’nın çalışma anlayışı; fikir üretmek, nitelikli insanları bir araya getirmek, ortak çalışmalar yürütmek, ortaya çıkan değeri topluma taşımak ve bu çalışmalar aracılığıyla kamuoyu oluşturmak üzerine kuruludur.

KUVVA klasik teşkilat yapısındaki katı birimler ve sürekli emir-komuta ilişkileri yerine, ihtiyaçlara ve uzmanlıklara göre şekillenen esnek çalışma çevreleri ve uzmanlık grupları oluşturur. Bir KUVVA mensubu sahip olduğu bilgi, tecrübe ve istidat doğrultusunda bir veya birden fazla çalışmaya katkı sunabilir.

FİKİR ÜRETMEK

KUVVA, Türkiye’nin meselelerini günlük polemiklerin ve anlık tepkilerin ötesinde ele alır. Sorunları araştırır, farklı görüşleri değerlendirir ve çözüm önerileri geliştirmeye çalışır.

İNSANLARI BULUŞTURMAK

KUVVA, farklı alanlarda bulunan nitelikli insanları ortak meseleler etrafında bir araya getirir.

Bir hukukçunun bilgisi, bir akademisyenin araştırması, bir gazetecinin kamuoyu oluşturma imkânı, bir girişimcinin tecrübesi veya bir uzmanın mesleki birikimi birbirinden bağımsız kalmaz; ortak çalışmalar içerisinde birbirini tamamlayacak şekilde bir araya getirilebilir.

Bu nedenle KUVVA’nın önemli görevlerinden biri insanları birbirlerinin kapasitesinden haberdar etmek ve bu kapasiteyi ortak üretime dönüştürmektir.

ÜRETMEK

KUVVA’nın çalışmaları yalnızca fikir alışverişiyle sınırlı kalmaz.

Araştırmalar, raporlar, yayınlar, eğitimler, konferanslar, projeler, kültür faaliyetleri ve farklı çalışma alanlarında ortaya konulabilecek diğer üretimler KUVVA’nın faaliyetlerinin bir parçasıdır.

KUVVA yalnızca fikir beyan eden değil, fikir üreten ve ürettiği fikri somut değere dönüştüren bir hareket olmayı amaçlar.

KAMUOYU OLUŞTURMAK

KUVVA’nın ürettiği fikir ve çalışmalar toplumdan kopuk kalmaz. Yayıncılık, medya, dijital iletişim, konferanslar, toplantılar, kültürel faaliyetler ve hukuka uygun diğer sivil araçlar kullanılarak kamuoyuna taşınır.

KUVVA’nın amacı yalnızca görünür olmak değildir. Amaç; Türkiye’nin meseleleri hakkında doğru soruları gündeme getirmek, nitelikli fikirleri toplumla buluşturmak ve gerektiğinde kamuoyunun oluşumuna yön verebilmektir.

KUVVA gündemi yalnızca takip eden değil, gündem oluşturabilen bir hareket olmayı hedefler.

EYLEME GEÇMEK

KUVVA gerektiğinde hukuka uygun, barışçıl ve meşru kamusal faaliyetler gerçekleştirir.

Ancak eylem, KUVVA açısından kendi başına bir amaç değildir. Bir eylemin anlamı; dayandığı fikir, ortaya koyduğu hedef ve meydana getirdiği sonuç ile ölçülür.

Bu nedenle KUVVA’nın eylem anlayışı:

Tepki değil etki.

Gürültü değil sonuç.

Kalabalık değil kamuoyu.

anlayışına dayanır.

KUVVA’NIN ÇALIŞMA DÖNGÜSÜ

KUVVA’da fikir, insan ve üretim birbirini sürekli besleyen bir döngü oluşturur:

Fikir → İnsan → Bağlantı → Üretim → Kamuoyu → Etki → Yeni Kapasite

Ortaya çıkan her çalışma yeni insanlara ulaşabilir, yeni bağlantılar kurabilir ve yeni çalışmaların doğmasına imkân sağlayabilir. Böylece KUVVA’nın faaliyetleri yalnızca tekil çalışmalar olarak kalmaz; hareketin ekosistemini sürekli büyüten ve güçlendiren bir kapasiteye dönüşür.

KUVVA’nın başarısı ne kadar ses çıkardığıyla değil, ne kadar değer ürettiği ve ürettiği değeri ne ölçüde toplumsal etkiye dönüştürebildiğiyle ölçülür.

IX. KUVVA’NIN AHLAKİ VE KURUMSAL İLKELERİ

KUVVA’nın sahip olduğu fikrî esaslar kadar, bu esasları hangi ahlaki ve kurumsal anlayışla hayata geçirdiği de önemlidir. Çünkü KUVVA’nın amacı yalnızca doğru fikirleri savunan bir yapı oluşturmak değil; savunduğu değerleri kendi içerisinde de yaşatan, güvenilir ve kalıcı bir hareket meydana getirmektir.

KUVVA için araç ile amaç birbirinden ayrılamaz. Ulaşılmak istenen hedef ne kadar değerli olursa olsun, o hedefe ulaşmak için kullanılan yöntemler KUVVA’nın temel ilkeleriyle çelişemez.

Bu nedenle KUVVA’nın temel ilkesi şudur:

KUVVA, Türkiye için savunduğu düzeni önce kendi içerisinde kurmaya çalışır.

HUKUKA BAĞLILIK

KUVVA bütün faaliyetlerini hukuk düzeni içerisinde yürütür. Hukukun yalnızca başkalarına karşı ileri sürülecek bir sınır değil, KUVVA’nın kendi faaliyetlerini de bağlayan temel bir ilke olduğunun bilincindedir.

KUVVA; şiddeti, tehdidi, zorbalığı ve hukuksuzluğu bir mücadele yöntemi olarak kabul etmez.

LİYAKAT VE EHLİYET

KUVVA içerisinde görev, sorumluluk ve yetki; kişisel yakınlık, sadakat veya nüfuzdan önce liyakat, ehliyet, karakter ve katkı kapasitesi esas alınarak belirlenir.

Bir kişinin KUVVA içerisindeki konumu, yalnızca kimleri tanıdığıyla değil, ne bildiği, ne yapabildiği ve ne kadar sorumluluk taşıyabildiğiyle belirlenir.

GÜVEN VE SADAKAT

KUVVA’nın temel sermayelerinden biri güvendir.

KUVVA mensubu, kendisine duyulan güveni kişisel çıkarı için kullanmaz. Hareket içerisinde edindiği bilgi, ilişki ve imkânları sorumsuzca kullanmaz; verdiği sözün ve üstlendiği sorumluluğun arkasında durur.

Ancak KUVVA’daki sadakat, kişilere veya makamlara değil; fikre, ilkelere ve ortak davaya yöneliktir.

ŞEFFAFLIK VE HESAP VEREBİLİRLİK

KUVVA içerisinde yetki kullanan ve sorumluluk üstlenen kişiler, kullandıkları yetkinin ve aldıkları kararların hesabını verebilir durumda olmalıdır.

KUVVA’nın kaynakları, itibarı ve imkânları kişisel çıkar sağlamak amacıyla kullanılamaz.

Hiçbir kişi, KUVVA’nın amacı ve ilkelerinin üzerinde değildir.

KİŞİSEL ÇIKARIN REDDİ

KUVVA, mensuplarının kişisel kariyer veya nüfuz elde etme aracı değildir.

Bir insanın KUVVA içerisinde elde ettiği itibar, çevre, bilgi veya ilişki ağı kendi kişisel menfaati için kullanılamaz.

KUVVA’ya verilen emek, öncelikle KUVVA’nın ve onun temsil ettiği millî amaçların kapasitesini artırmalıdır.

BİLGİ VE HAKİKATE BAĞLILIK

KUVVA kamuoyu oluşturmayı amaçlarken hakikati araçsallaştırmaz.

Bilmediği konuda kesin hüküm vermemeye, doğrulanmamış bilgiyi yaymamaya ve kendi fikrini güçlendirmek amacıyla gerçeği çarpıtmamaya özen gösterir.

KUVVA için amaç, gerçeği kendi fikrine uydurmak değil; fikrini gerçeğin ışığında geliştirmektir.

ŞAHSİYETİN ÜZERİNDE KURUM

KUVVA’nın kuruluşunda belirli kişilerin öncü rol üstlenmesi doğal ve gerekli olabilir. Ancak hiçbir kişi, kurucu dahi olsa, hareketin kendisinden daha büyük ve kalıcı hâle gelmesinin önünde engel olamaz.

KUVVA’nın amacı bir kişinin etrafında toplanan bir yapı oluşturmak değil, kişilerden bağımsız olarak yaşayabilecek bir fikir, kültür ve kurum meydana getirmektir.

Bu nedenle KUVVA’da liderlik, bir ayrıcalık değil emanet edilmiş bir sorumluluk olarak kabul edilir.

Kurucu iradenin başarısı, kendisini vazgeçilmez kılmak değil; kendisinden sonra da yaşayabilecek bir sistem kurabilmesidir.

KUVVA’NIN KENDİNE UYGULADIĞI ÖLÇÜ

KUVVA, başkalarından talep ettiği ahlaki ve kurumsal standartları önce kendisi uygulamak zorundadır.

Devlette liyakat isteyen bir hareket kendi içerisinde liyakate bağlı kalmalıdır.

Hukuk isteyen bir hareket kendi faaliyetlerinde hukuka bağlı kalmalıdır.

Şeffaflık isteyen bir hareket kendi kaynakları ve yetkileri konusunda hesap verebilir olmalıdır.

Millî sorumluluk isteyen bir hareket, kendi mensuplarını da kişisel çıkardan önce ortak sorumluluğu gözetmeye çağırmalıdır.

Çünkü:

KUVVA’nın inandırıcılığı, söyledikleriyle değil; söylediklerini kendi içerisinde ne ölçüde yaşatabildiğiyle ölçülecektir.

KUVVA’nın ilk ve en önemli mücadelesi, kendi içerisinde olması gerekeni kurabilme mücadelesidir.

X. SONUÇ — BİR SORUMLULUK ÇAĞRISI

KUVVA, Türkiye’nin sahip olduğu büyük insan, bilgi, tecrübe, itibar ve imkân potansiyelinin dağınık kalmaması gerektiğine olan inançtan doğmuştur.

Bizim meselemiz yalnızca var olan yapıların yanına bir yenisini eklemek değildir.

Meselemiz; bir milletin sahip olduğu potansiyeli ortak bir iradeye, ortak bir iradeyi üretime, üretimi toplumsal etkiye ve toplumsal etkiyi kalıcı bir millî kuvvete dönüştürebilecek bir sistem kurmaktır.

KUVVA bunun için vardır.

Nitelikli insanları birbirlerinin kapasitesini artırabilecekleri bir ekosistem içerisinde buluşturmak için.

Üretmek, kamuoyu oluşturmak ve gerektiğinde sorumluluk almaktan çekinmemek için.

Ancak KUVVA’nın asıl meselesi bunların hiçbirini tek başına yapmak değildir.

Asıl mesele, bütün bunları sürdürülebilir bir millî kapasiteye dönüştürmektir.

Daha fazla nitelikli insanın birbirini bulmasına ihtiyacı vardır.

Doğru fikirlerin üretilmesine, tartışılmasına ve hayata geçirilmesine ihtiyacı vardır.

İmkânların ortak bir hedef doğrultusunda birleştirilmesine ihtiyacı vardır.

Sesini sonuç doğuracak bir etkiye dönüştürebilen insanlara ihtiyacı vardır.

KUVVA’nın mensuplarından beklediği de budur.

Herkesten aynı şeyi yapmasını beklemiyoruz.

Herkesin aynı mesleğe, aynı yeteneğe veya aynı imkâna sahip olmadığını biliyoruz.

Ancak herkesin, sahip olduğu en değerli sermayeyi ortaya koyabileceğine inanıyoruz.

Kimi bilgisini verecektir.

Kimi zamanını.

Kimi emeğini.

Kimi tecrübesini.

Kimi itibarını.

Kimi çevresini.

Kimi maddi imkânlarını.

Kimi ise bir istidadını.

Önemli olan neye sahip olduğumuzdan önce, sahip olduğumuz şeyi ne için kullandığımızdır.

KUVVA bu nedenle bir üyelik projesi, bir kariyer basamağı, bir makam arayışı veya bir kalabalık oluşturma çabası değildir.

KUVVA bir sorumluluk çağrısıdır.

Geçmişten güç alacağız fakat geçmişte yaşamayacağız.

Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyetin temel değerlerini koruyacak, fakat onları yalnızca korumakla yetinmeyip çağın ihtiyaçları karşısında geliştirmeyi görev bileceğiz.

Türk milletinin tarihinden ve kültüründen güç alacak, fakat bu mirası yalnızca övünülecek bir geçmiş olarak değil, geleceği inşa etmek için kullanılacak bir kaynak olarak göreceğiz.

Akla, bilime, liyakate, ehliyete ve karaktere dayanan bir anlayışı savunacak ve bunu önce kendi içimizde yaşatacağız.

Bugünün şartlarından şikâyet etmek yerine, onları değiştirebilecek kuvveti oluşturacağız.

Geleceği beklemeyecek, onu hazırlayacağız.

Ve bunu tek başımıza değil, birbirimizin kuvvetini artırarak yapacağız.

KUVVA, bu ortak kuvveti meydana getirme iradesidir.

Bugün atılan adım belki küçük olacaktır.

Fakat KUVVA’nın hedefi yarını inşa etmektir.

Bu nedenle KUVVA’ya katılan her insan yalnızca bir yapıya dâhil olmayacak; kendi sahip olduğu sermayeyi ortak bir millî kuvvetin parçası hâline getirecektir.

Ve nihayetinde:

KUVVA insanları buluşturacak.

İnsanlar fikirleri büyütecek.

Fikirler üretime dönüşecek.

Üretim kamuoyu oluşturacak.

Kamuoyu toplumsal etki doğuracak.

Toplumsal etki yeni kapasite meydana getirecek.

Yeni kapasite ise yeni KUVVA olacaktır.

KUVVA’nın nihai amacı budur:

KUVVA, Türkiye’nin dağınık hâlde bulunan nitelikli insanlarını ortak bir fikrî zeminde buluşturarak onların bilgi, tecrübe, itibar, yetenek, zaman ve imkânlarını ortak bir millî kapasiteye dönüştürmeyi amaçlayan; Cumhuriyet, Atatürkçülük ve yurtseverlik temelinde hareket eden bağımsız bir fikir, kadro ve kamuoyu hareketidir. Çünkü bir milletin gerçek kuvveti yalnızca sahip olduğu kaynaklarda değil, o kaynakları ortak bir istikamet içerisinde birleştirebilme kabiliyetinde saklıdır.